Hayat ve Çay

Bir zamanlar hayatının ne kadar berbat olduğundan sürekli şikayet eden, durmadan yakınan bir genç kız vardı. Ona göre hayat çok kötüydü. Hayatla sürekli mücadele etmekten, savaşmaktan çok yorulduğunu söylüyordu.

Genç kızın ormanda yürüyüşe çıktığı bir gün, karşısına yaşlıca bir çoban çıktı. Genç kız, kendisine her merhaba diyene yaptığı gibi, çobanla iki laf ettikten sonra yine şikayetlerini sıralamaya başladı. Çoban sabırla genç kızı dinledi. Ona aç olup olmadığını sordu. Birkaç lokma atıştırmak üzere kızı kulübesine davet etti. Ocağa içine su doldurulmuş üç kap koydu. Sular fokurdamaya başladığında bir kaba patates, bir kaba yumurta, üçüncü kaba da çay yaprakları koydu. Daha sonra sessiz bir şekilde sofrayı kurmaya başladı.

Aradan bir süre geçtikten sonra çoban ateşin altını kapadı. Haşlanmış patatesleri ve yumurtaları tabaklara koydu. Çayı ise bardaklara doldurdu.

Genç kıza, “Sofrada ne görüyorsun?” diye sordu. Kız, böyle aptalca soru sorulur mu diyen bir yüz ifadesiyle yanıt verdi. “Ne mi görüyorum? Patates, yumurta ve çay, tabii ki.”

“Onlara dikkatle bak” diyen çoban, kıza patatese dokunup sert mi yumuşak mı olduğunu kontrol etmesini söyledi. Kız patatese dokunarak, yumuşamış olduğunu söyledi. “Şimdi de yumurtaya dokun” dedi çoban. Kız yemek üzere yumurtanın kabuğunu soydu ve yumurtanın katılaşmış olduğunu söyledi. Ve çobanın söylemesini bile beklemeden mis gibi kokan çaydan bir yudum aldı. Afiyetle ikram edilenleri yerken çobana tüm bunların ne anlama geldiğini sordu. Çoban, patatesin, yumurtanın ve çay yapraklarının aynı kaynar suyun içinde kaldığını ama her birinin kaynar suya farklı tepkiler verdiğini söyledi. Patates, önce sert, güçlü ve dayanıklı görünürken kaynar suyun içinde güçten düşmüş, sertliğini yitirmişti.

Kolayca çatlayabilen kırılgan yumurta ise, kaynar suyun içinde katılaşmış ve güçlenmişti. Artık yere bile düşse dağılıp gitmezdi. Çayın lezzeti ise bambaşkaydı.

“İnsanlar sıkıntılar karşısında farklı farklı tepkiler verir. Kimi zorluklar karşısında patates gibi güçsüzleşir ve ezilir, kimi yumurta gibi yüreğini katılaştırır, kimi de çay yaprakları gibi başına gelen her olayı hayatına farklı tat katan bir deneyim olarak yaşar.” dedi yaşlı çoban.

Genç kız çobana utanarak bakarken, çayın her yudumunun keyfini çıkarmaya karar vermişti bile.

İyi demlenmiş çayın (hayatın) tadı bambaşkadır.

Sizin, hayatın inişli çıkışlı doğal akışına karşı tepkileriniz genellikle hangisi?

Patates gibi mi, yumurta gibi mi, çay gibi mi? Sevgiyle hoşça olun.

 

3 Comments

  1. melis ayhan diyor ki:

    İçeriği insanı düşünmeye iten kendinden bişeyler bulmasını sağlayan ve öğreten güzelliklerle dopdolu bi site tşkkür ediyorum

  2. Ali Osman GÜLTEKİN diyor ki:

    hayata yön verecek güzel hikayelerle siteniz bambaşka.Tebrik ediyorum.

  3. Tolga ÇOLAK diyor ki:

    Hayatta anlatılmak istenen çok söz var fakat herzaman olduğu gibi anlamak isteyene ve anlamasını bilene. Bu güzel anlamlı hikayeler için teşekkür ediyorum.

Leave a Comment

shared on wplocker.com